Ülkece Zamanda Yolculuk Mu Yapıyoruz? Geçmişe Nasıl Gittik?

Yıl 2022. Milenyuma girişimizin 22.yılı. Yakın çağ, teknoloji ve bilim çağı dediğimiz bir çağ içerisindeyiz. Teknolojinin ve bilimin, hayatımızın en önemli parçası ve yaşam kaynağımız gibi hissettiğimiz bir yıla daha girdik. Yaşadığımız yüzyılda teknolojinin etkin kullanımı ile hayatımızın birçok yerinde fayda sağlıyoruz. Uzun mesafelerin kısalması, zamandan tasarruf, iş yükünün azalması, işlerin eve taşınması gibi. Teknoloji artık cebimize kadar girdi. Elimizdeki telefonla binler km uzaklıktaki insanlarla iletişime geçebiliyoruz. Yerimizden kalkmadan,yemek istediğimiz yiyecek bile önümüze geliyor. Peki biz bu teknoloji, bilim ve gelişme ile ilgili ne kadar yol ilerledik. Acısıyla, tatlısı ile bunlara bir değinelim.

Teknolojinin hayatımızda bu kadar yerinin olduğu bir dönemde ,bazı ülkeler daha da ileri bir seviyeye giderek, uzayı keşfetmeye devam ediyor. Önümüzdeki yıllar uzaya seyahatler daha da artmaya başlayacak.


Zamanda Yolculuk

Bilim ve teknolijin en önemli araştırmalarından bazıları da zamanda yolculuk, karadelik , solucan deliği ve ışınlanma. Bu araştırmalar pek çok filme konu olmuş, bilim kurguda önemli bir yer edinmiştir. Benim de ilgimi çeken bir alan olduğundan dolayı, ilgili haberleri yakından takip etmeye ve araştırmaya çalışıyorum.

Bilim, teknoloji, zamanda yolculuk demişken aklıma ” BACK TO THE FUTURE” yani “GELECEĞE DÖNÜŞ” filmi geldi. Bir sahnesinde, küçük bir tableti fırına attıktan bir kaç dakika sonra, o tablet büyük bir pizzaya dönüşüyor. 1985 yapımı bu filmde bazı bir bölümünde gelecekteki teknolojilerden bahsediyor, özellikle de yaşadığımız dönemlere. Filme çok değinmeden, bu film içinde ayrı bir başlık açmayı düşünüyorum. Bu filmde ki bazı sahneler gerçekleşmiş olsa da bazı sahneler gerçekleşmedi henüz. Bu filme değinmemin asıl nedeni o yıllardaki tahminlerin, düşüncelerin, rahatlık veya teknolojinin içerisindemiyiz acaba? O yıllarda, biraz da filmin etkisiyle çok fazla hayal kurmuştum.

90′ lar Bir Başkaydı

İnternet ve bilgisayarların yeni yeni çıktığı, atari salonlarının rakipsiz olduğu bir dönemdi. Çocukların dışarıda zaman gerçirdiği, saklambaç oynadığı, futbol maçı yaptığı unutulmaz bir zamandı. Şimdiki çocuklar ise evlerinde kapanmış ellerinde telefon biraz daha sosyallikten uzaklar. Güveni, dostluğu,arkadaşlığı saygıyı,sokaklarda öğreniyordu. Biraz daha iyi insanlık ilişkilerimiz, birbirimize güvenimiz vardı.

90 lı yılların başı ve sonu kimimiz için acılı, kimi için varlık, kimi için neşeli, enerjik ve farklı duygularla geçse de hepimizin geriye dönüp “ne güzel yıllardı” dediğimiz bir dönemdir. Hatırlıyorum bazı dönemlerde teknoloji daha ülkemize gelmemişken, bazı avantajlardan uzaktaydık, bazı zorlukları yaşıyorduk. Paramız vardı alacak birşey yoktu, yeri geldi alacak mal bulduk ama paramız olmadı. Bazı şeyler yeri geldiğinde olup, yeri geldiğinde olmasa da çok iyi hatırlıyorum kötü bir mal ya da sağlıksız bir yiyecek yok denecek kadar azdı. Yediğimiz, içtiğimiz yiyecek ve içeceklerin en iyisini yerdik. Çünkü kötü mal yoktu. Kötü mal yoktu, insanlık vardı. Bazı durumlarda paramız yoktu, zorluk çektik ama bu kadar kötüye yönelmedik.

Solucan Deliği Nedir?

Konu birden yiyecek içeceğe geldi, farkındayım. Şu an tam da gelmek istediğim yerdeyim. Çünkü size zamanda nasıl yolculuk yapıldığını mizahi bir dille, kendimizle dalga geçe anlatacağım. Yalnız, sadece zamanda yolculuk değil solucan deliğini de bulduk. Evet bulduk. “Solucan Deliği Nedir?” dediniz sanki. Hemen basit bir dilde size açıklayacağım. Solucan deliği bir köprüdür. Zamanın köprüsü, kestirme bir yol. 1 saatte gideceğin yolu 5 dakikada gidersin. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü gibi düşünelim. Köprü olmasa denizden gitmek zorunda kalacağız ki buda zaman kaybı ya da Asya’dan Avrupa’ya karadan geçmek için Karadeniz üzerinden, Kırım, Ukrayna, Romanya falan derken 1 saatlik yol olacak size 1 2 günlük yol.

Sağlıksız Yiyecekler

Solucan Deliği’ ni de açıkladıktan sonra gelelim 2022 yılına. 90 lı yılların o enerjisinden sonra 2022 yılları denildiğinde enerji düşüklüğüne neden oluyor. 90 lı yıllarda yokluk içerisindeydik ama her şey kaliteliydi. Teknolojiden uzaktık ama insanlıkta çok yakındık. Peki ya şimdi? Varlık içinde çekilen bir yokluk nasıl bir duygudur? Gözünün önünde duran bir meyveyi ya da sebzeyi almak isterken 10 defa düşünmek, “Orada daha mı ucuzdu? ya da ” boşver bugün de yemeyeyim” demek nasıl bir duygu? Parası olmayanlar bunu düşünürken parası olanlarda nerde kaliteli sağlıklı bir besin alacağım diyor. Artık insanlar kaliteyi, sağlığı bir köşeye bıraktı ucuz bir tüketim peşinde. Bazı insanlar bırakın et yemeyi, tavuk etini bile zor tüketirken, fakirin proteini dediğimiz yumurta bile lüks olmaya başladı. Örneğin; dana veya kuzu etinden yapılan bir sucuk almaya imkanı olmayanların, tavuk etiyle ve yağıyla yapılan bir sucuğu alması dahi zorlaştı. Artık neyden yapıldığı beli olmayan, raflardaki yiyecek ve içeceklerin içerisindekilere değil de fiyatının ne olduğu bir döneme girmiş olduk. Sağlığı bıraktık, karnımız doysun yeter kısmına geldik. Bu durumda da bütçeye uygun besinler ve kalite seçeneği ortaya çıkacaktır. Sağlıksız, kalitesiz ucuz kansorejen içeren bir sürü yiyecek içecek mevcut. Anne ve baba, çocuklarına sağlıksız olduğunu bildiği halde bu besinleri alıyor.

Gelecekte Beklenen Başlıca Hastalıklar

Gözümün önünde kalp damar hastalıkları, akciğer hastalıkları canlanmaya başladı. Ülkenin yüzde 39 u zaten bu hastalıklarla boğuşuyor. Bu oranın artmasından endişeliyim. Sigaraya tamamen karşı biri olarak artan fiyatlar sonrası tercih edilen, alternatif olarak düşünülen tütün ürünlerine geçiş, bize gelecekte doğacak hastalıklar konusunda ip uçları veriyor. Ne olduğu belli olmayan tütün ve tütün ürünleri, yiyecekler içecekler, ömrümüzü biraz daha kısaltıp büyük bir tehdit oluşturmakta. Gelişme çağında beslenemeyen çocuklar, süt ve süt ürünlerinden mahrum kalan aileler, malesef gelecekte hastalıklı bir toplum oluştururuz. Geleceği inşa etmeye çalışırken yıkmaya çalışıyoruz malesef.

Geçmişe Yolculuk

Yazıya başlarken teknolojiden, gelecekten, bilimden bahsetmiştik. Filmlerden örnek verip gelecekle ilgili tahminler ve içinde bulunduğumuz durum bu. Bu örnekler çoğaltılabilir ama sonuç olarak aynı yere çıkacağız. Belki zamanda yolculuk kısmında başarılı olduk, bilimde ilerledik diyebilirim. Zamanda yolculuk yaparak 30 40 yıl öncesine tekrar döndük. Değişmeyen şey; birşey alamamak oldu. Bunu da çok değil kısa bir sürede yaparak, uzun bir mesafeyi kısa zamanda katederek başarıya ulaştık. Bu sayede Solucan Deliği’ ni de bulmuş olduk. Artılar eksiler vardır ,tartışılabilir bir durum. Ama içinde bulunduğumuz durum belli.

Onlar Gezegenleri, Biz Marketi Gezmeye Devam

Ben 2010 ve 2020 li yılları daha rahat daha teknolojik, herkesin mutlu ve huzurlu, daha da azimli ve çalışkan olacağımız bir dönem olarak hayal etmiştim.

Ülkece herhalde geçmişten ders çıkaramadık. Halen geçmişe dönmek istiyoruz. Geçmiş yıllar güzeldi ama eksik yanı da vardı. Artık geleceğe, iyi bir adım atmamız gerekiyor.

Teknolojiyi etkin kullanan, kıymetini bilen, ilime ve bilime değer veren, geleceğiyle ilgilenen, eğitimi önemseyen toplumlar, şuan yeme içme olaylarını bir köşeye bırakmış gezegen gezegen dolaşırken, biz şuanda market market gezip ucuz yollu menemen nasıl yapılır, bir makarna ucuza nerden alınır diye düşünmeye devam edeceğiz galiba.

Ülkece Zamanda Yolculuk Mu Yapıyoruz? Geçmişe Nasıl Gittik?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Giriş Yap

Drinf ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!